Türk kültüründe Nevruz

http://www.kemalelitemiz.com/turk-kulturunde-nevruz.html

Türk kültüründe Nevruz
Kemal Elitemiz

Nevruz geleneğinin tarihin en son Buzul Çağı’nın bitmesinden hemen önceki günlere yani 15.000 yıl öncesine kadar uzanır.
Türklerin (Göktürklerin) Ergenekon ‘dan demirden dağı eritip çıkmalarını, baharın gelişini, doğanın uyanışını temsil eder. Doğu Türkistan’dan Balkanlara kadar tüm Türk kavimleri ve toplulukları tarafından, MÖ 8. yüzyıldan günümüze kadar her yıl 21 Mart’ta kutlanır.
Yirmi dört oğuz boyundan, soyundan gelen Selçuklular Osmanlılar Nevruzu kutlamışlardır
Türkün Nevruz Ceminde Bütün oba bir araya gelir geçen nevruzdan bu güne kayıplar yâd edilir üzüntüler, dertler sevinçler paylaşılır doğanın uyanışı ve yenilenişi ile hayatın yaşamın yenileşmesi dilenir, ümitler yeşerir. Nevruz Cemi. Taze bir başlangıçtır, töre tazelenir bağlar kuvvetlenir, dostluklar kavileşir, küskünler barışır, imece yaşatılır. Gençler kaynaşır, saz kopuz çalınır, destanlar yaşatılır, yiğitler yarışır her çadırdan gelen aynı kazanda kaynar toy adeta Aşure yemeği olur, aş ekmek tuz paylaşılır. Hâsılı nevruz Türkün Diriliş Cemidir.
Göktürk Mitolojisinde biz Türk milletine adını veren ve adı “Türk” olan bir “Ata’dan” bahsedilir. Göktürklerin Aşina boyundan gelen bu Ata, ilk ateşi yakan ve Kögmen dağlarında milletini donmaktan kurtaran Atadır. Ve işte “O millet”, O nu” kendine “Baş” seçer ve adına ATA-TÜRK der. Biz hala bu Atanın yaktığı ateşi taşır ve “O” Atanın ismini kullanırız. Yani “TÜRK” ismini..“O” İLK ATEŞİ yakan ve Türk OCAĞINI şekillendirip, kendi milletine armağan eden Türk’tür
Her çadırdan gelen odunlar da Cem olur, büyük bir ateş yakılır o ateşin sıcaklığı çadırların sıcaklığıdır aile olmanın Tüten ocağın sıcaklığıdır, kaynaşmanın güvenin sıcaklığıdır.
Çadırlarını bürüyen Keçenin yünlerinin kaynaşması gibi kaynaşır insanlar.
Günümüz Molla Kasımları
Nevruzun İslami olmadığını Nevruz Ateşinin Mecusi ateşi olduğunu söyler dururlar.
Nevruz adını Farslılardan almış ve öyle bilinmiştir. Nasıl Arapça dan Farsça dan bir çok kelime Türkçemize girdiyse Farsça olan Nevruz kelimesi de dilimize girmiştir.ama asıl Türk dilinde YENİ GÜN olarak bilinir
Nevruzu ilk Türkler kutlamış olsa da Asya’nın muhtelif yerlerinde Moğollar, Persliler, Kürtler ve diğer toplumlar kendi törelerine adetlerine göre farklı kutlamışlardır. Özellikle putperest Mecusiler kendi inançlarını kutlamalara katarak nevruzu bir ateşe tapma ayini haline getirmişlerdir. Efendimizin yasakladığını söylenen Nevruz Perslilerin nevruzudur. Efendimiz Saadetleri zamanında Türklerin nevruzunun şekli ve mahiyetinin bilinmesi inceliğinin kavranması zordur.
Evet, Türk’ün Kutladığı nevruz da büyük bir Ateş yakılır.
Bu Ateş – Mecusi nin gözünde Puttur.
Bu Ateş – Ruhunu ve bedenini şeytanın zapt edenin gözünde aslıdır, neslidir.
Bu Ateş – Günahlarla kararmış gönüllerin gözünde Cehennemdir.
Bu Ateş – içini dışını kin ve nefret bürümüşün gözünde Silahtır.
Bu Ateş – Köklü Türk töresi ile dolu gönüller için; Türk Çadırının Tüten Ocağıdır, pişen aşıdır aile bağı ,birliği, dirliği neşesidir, sıcaklığı dır,
Meydanda tutuşturulan ateşin közleri ile, çadırların ocakları yeniden canlanır. O meydan ateşinin közleri Ahmet Yesevi dergâhının Ocağını tutuşturur. bu ocaklar Bilge Ocaklarıdır süzme bal misali imbiklenmiş ve kökleşmiş büyük Türk Töresinin inceliklerinin öğretildiği neyin ne hikmetle Töre olduğu, topluma olan etkileri, bağlayıcı birleştirici unsurları öğretilir Türkün destanlaşan tarihinin sırlarına törenin katkısı incelenir, Tüm alemlerin efendisinin Ahlakı ile Türk Töresinin ne kadar uyduğu görülür, islamın özü kavranır, sünnetin sırrı çözülür. O ocaklarda mollalar yetişmez Bilge insanlar, adam gibi adamlar yetişir. Emevilerin öğretisi ile yetişenler; Mollalar ancak cübbe heveslisi mollalardır. Bu mollalar Arapların kabile entrikaları, saltanat rüyaları cariyeler, köleler ve uçkur hayalleri ile yetişirler. Türk Töresinin ocağında ,dergahların özünde Töre ile Türk ahlakı ve Peygamber ahlakı ile yetişen Bilgeler Dergahta pişen Alperenler o ocağın közlerini Anadolu ya taşımışlar Hacı Bektaş’ın Hacı Bayramın Somuncu Babanın Taptuk Emre’nin Koca Yunusun ocaklarını gönüllerini tutuşturmuş.Dergahlarında Muhammed Mustafa ATA’ın Aşk Ateşi düşmüş sinelerine.. O Alperenler düz etmişler Anadolu’nun dağını bayırını Sultan Alparslan’ın yiğitlerine..
Günümüzün Ülkü ocakları Alperen ocakları bu kadim Törenin yeşermesi için kurulmuş kutlu mekânlardır.
Ey Molla Kasımlar bırakın Emevi zihniyetini dönün yüzünüzü ecdadınıza ,
Dönün yüzünüzü Koca Yunusa
Dönün yüzünüzü Koca Yunus Emre’ye

Mart – 2016 – Konya

Yorum Yaz