Ön Söz

http://www.kemalelitemiz.com/on-soz.html

On bin yıllık Türk tarihimiz boyunca yüce milletimizin dilinden, gönlünden, töresinden süzme bal misali sinelere, akıllara ve nesillere aktarılmış, Türk yiğidinin değişmez düsturu olmuş, bir deyim, bir edeb, bir kulak küpesidir. AT- AVRAT- SİLAH. Bu kısa ve çok kolay akılda kalan ve unutulmayan kelimeler, bir milletin en kısa en zarif en anlamlı en derin ve en güzel tarifidir. Anlayana destandır, fermandır.
Bozkırın binlerce çeşit yaban hayatına sahip doğasından At’ın önemini kavrayıp dünyada ilk defa onu evcilleştiren evcilleştirirken de onun özgürlüğünü kendi özgürlüğü ile bir tutan, atı; hem biniti hem dostu hem yoldaşı hem karındaşı ve sırdaşı yapan başka bir millet, başka bir TÜRK yoktur dünyada.
AT Bunun idrakine varan, his eden, his ettirilen yegâne ve en asil hayvan olmuş, kendini ve binicisini destanlaştırmış ve destanda yerini almayı hak etmiştir.
Türk; atını namusu bilmiş, anasını karısını, kızını nasıl namusu bilmiş, baş tacı etmiş ve korumuşsa atına da aynı değeri vermiştir.
Türk için, Kadın; hiçbir zaman eksik etek, eksikli olmamış onu hiçbir zaman ardında yürütmemiş, kadını sebeb-i vücudu bilip el ele yan yana kader birliği yapıp, kadınını yücelterek kendini ve neslini yüceltmiştir. Türk dünya’da kadını öncelikle ‘’ANA’’ bilen, onu baş tacı eden tek millet olmuştur. Vatan toprağını, bayrağını ana ocağı yar kucağı bildiği için, doğduğu yere ‘’Anavatan’’ göçtüğü yere ‘’Anadolu’’ toprağına ‘’toprak ana ‘’diyen yegâne millet yine Türklerdir. özgürlüğünü, toprağını, anasını, avradını sevmeyi, sahip çıkmayı savunmayı, korumayı ve uğrunda ölmeyi bile şeref bilerek elinden SİLAHINI hiç eksik etmemiştir.
Türk milleti bunun gibi birçok değerlerini İslam’la bağdaştırmış ve bu yüksek değerlerinin yanında İslam’ın bayraktarı olma şerefine ulaşmıştır.
Yüce dinimize göre Müslüman erkeğin mesleği ve işi dışında, boş vakitlerini değerlendirme adına uğraşacağı meşru olan ve bunlarla uğraşırken de sevap kazanacağı üç iş vardır. Birincisi atının, binitinin, eğitimi sağlığı, bakımı ile uğraşması(AT).
İkincisi helali yani eşi ile alakadar olmak, olunla aralarındaki bağın ve birlikteliklerinin sağlığı açısından mutluluklarının devamı için yakinen ilgilenmesi, hatta şakalaşması.(AVRAT).
Üçüncüsü ise devamlı savaşa hazır bulunmak üzere, savaş talimi, ruh ve beden eğitimi, silahını tanıması, silahı ile alakalı her türlü teknik ve mekanik bilgiye sahip olmak, bakımını bilmek ve silahı ile atış talimi yapmak.(SİLAH).

Bütün bu değerlerimiz nesilden nesile aktarılmış ve silah sevgisi sanki genlerimizde yer almıştır. 1980 yılları öncesi her türlü saçma atan av tüfeklerinin olmasına rağmen
Millet olarak yivli silahları askerliğimiz esnasında tanıdık ve atış yapma imkânını ancak askerdeki atış talimlerinde bulabildik. O zamanlar bizim için bütün yivli silahların adı mavzer di. Az sayıda yurt dışından getirilen kataloglardaki silah resimlerinden bu silahların teknik detaylarını öğrenme imkânımız kısıtlı idi.
Millet olarak yivli av tüfeği sahibi olmamız ve avlanmamız çok zordu. Nihayet MKE kurumunun yivli silah ithal etmesi ve vatandaşların satın alabilmesi ile bu silahlar bir anda kapışıldı. Ne var ki teknik bilgilere ulaşmak zaman aldı. genelde kulaktan dolma bilgiler, tatmin edici değildi. Çok iyi yabancı dil bilenler bile silahlarla ilgili terimleri anlamakta zorlandılar.
Bir yivli av tüfeği sevdalısı olarak, ben de ilk anda yivli av tüfeği sahibi oldum. Silahım 1940 modeli Alman patentli 8 X57mm Steyr di fakat silahın resmi kaydında 7,9 mm çaplı olarak yazıldığı için mermileri ordu stoklarından satılıyordu. Aradaki 0,1 lik çap farkı nedeniyle her beş atıştan üçünde kovan fişek yatağında şişerek sıkışıyor ve rahat atış imkânı vermiyordu. Bunun mermi çapından kaynaklandığını çok sonraları öğrendim. Dürbün hevesi de silahı alır almaz gelişti zor şartlarda tedarik ettiğim dürbünü silah üzerine monte edemedim bu yüzden bir günde bir yıllık hakkım olan 200 mermiyi dürbünü ayarlayamadan boşa attım.
İnternetin yaygınlaşması, yivli av tüfekleri hakkındaki bilgilere ulaşmamızı kolaylaştırdıysa da yabancı dildeki bu yayınların tercümesi ve kullanılan silah terimleri ayrı bir güçlük çıkardı. İnternette sağlıklı ve bilimsel Türkçe yayınlar maalesef yoktu bazı makaleler ise doyurucu değildi bütün bu olumsuzluklar beni araştırma ve tercüme yapmaya sevk etti. Şahsi deneyimlerimden en lüzumlu bilgileri ihtiva eden konuları bir araya getirerek resim ve çizimlerle kolayca anlaşılır şekilde ve uygun bir anlatımla sunmaya çalıştım. Ve bu bilgileri ülkemizdeki yivli av tüfeği sahibi dostlarla paylaşabileceğim için çok mutluyum.
Yivli av tüfekleri, mermileri, balistiği hakkında yabancı dillerde yazılmış yüzlerce sayfa bilgi mevcut. Yazdıklarım asla yeterli değildir. İlk olan her şey zordur ve eksiktir. Bu konuda amatörce bir çalışma yaptım fakirin eteğine dökülen kırıntılar bu kadar. Buna rağmen yivli sever dostlara bir nebze yararımız olursa çok mutlu olacağım. Önümüzdeki yıllarda kendi dilimizde bilgilerin artacağını umarak hepinize saygı ve selamlarımı sunarım.
Kemal Elitemiz
Ocak–2008-Konya

'Ön Söz' için 1 Yorum

alparslan
16 Ağustos 2008, 13:20

merhaba kemal bey siteniz çok güzel.bu değerli ve kıymetli bilgileri bizimle paylaştığınız için size çok teşekkür ediyorum.başarılarınızın devamını diliyorum.selam ve saygılar.

Yorum Yaz