Kemal Elitemiz

http://www.kemalelitemiz.com/kemal-elitemiz.html

Konya merkezde eski adı ile tekke sonraki adı ile Pir Mehmet Paşa mahallesinde 1951 Nisan ayının onsekizinde babamın doğduğu evde ve aynı odada doğmuşum. Ve aynı ilkokulda, Hâkimiyet-i Milliye ilkokulunda okudum daha birinci sınıfta iken okulun geniş bahçesine yapımına başlanan ve mezuniyetimle biten ortaokul binasında da ortayı bitirdim..
Bu dönemin hayatımda büyük bir yeri vardır bu hislerimi, (Tahta tepen dervişler) hikâyemde anlattım
Liseyi herkes gibi Gazi lisesinde bitirdim. İlk yıl girdiğim üniversite imtihanında istediğim yeri kazanamadığım için bir yıl ara verdikten sonra 1970 yılında İstanbul Marmara üniversitesine sonradan bağlanan Nişantaşı Diş Hekimliği yüksek okulunda 5,5 yıl süren tahsilimden sonra 1976 yılında mezun olarak Diş Hekimi oldum. İstanbul; Konya’dan ilk defa uzaklaşmış bir Anadolu genci için çok farklıydı. Çok şükür ediyorum ki mevcut değerlerimizi yozlaştırmadan, kültürümüzün daha zengin ve naif yönlerini orada öğrenme imkânı buldum. Mezuniyetimden üç ay sonra askere gittim, Mamak ta üç aylık acemi eğitimi aldıktan sonra çektiğim kura ile Erzurum ili kandilli nahiyesindeki 6.zıhlı tugay da bir yıl süren yedek subaylığımda diş hekimi olarak hizmet ettim.
Kandilli nahiyesi Erzurum’a 40 km uzakta ve dar bir yolla ulaşılan bir tren istasyonu idi..
1977 Ocak ayının 15. de yollar kar yüzünden kapalı olduğu için Konya’dan Erzurum a uçakla gitmek zorunda kalmıştım. Bu, uçağa ilk binişimdi. Erzurum’dan Kandilli ye gidişimi ise hiç unutamam. Erzurum da bir metreden fazla kar vardı ve soğuk eksi yirmi derece çıvarındaydı. Bindiğimiz minibüsün camları buz tutmuştu. Ön bölümü erkeklere arka tarafı ise bayanlara tahsis edilmişti. Yola çıktıktan biraz sonra, herkes oturduğu yerden koltuk aralarına çömelip toplandı, bir bayanlara birde erkeklerin ortasına iki orta boy tepsi kondu, içinde kum vardı. Sonra kumun içine ispirto dökülüp yakıldı yanan ispirto alevi ile yolcular ısınıyorlardı.
Yolda bazen minibüs kara saplanıyor, tüm yolcular inip, aracı kardan kurtarıyorduk.
Erzurum her yönü ile Konyaydı. Sadece, aynı yemeğin bir farklı tadı gibi.
Tugay’da kaldığımız ve yolların devamlı kapalı olduğu için, uzun kış aylarında âşık oldum Erzurum’un bakir doğasına ve vahşi hayatına. Av merakı, doğa sevgisini sundu.
İlk çoban dostlarımı ve doğa hocalarımı orada tanıdım, sakin ve mütevazılıklerinin ardında sakladıkları müthiş bilgeliği ve Anadolulun öz kültürünün kokularını aldım Erzurum ayazında Erzurum un çobanlarından, köylülerinden, anaların, bacıların, dadaşların, Türkmen sıcaklığını hissettim. Ve bir başka ufuk açıldı sinemde, dört bir tarafı mamur, zahiren virane Alvar Köyü imamının sırrında.
—Ey dil yine meydanda merdaneleri seyret.
—Dört bir tarafı mamur, viraneleri seyret
O sır beni Konya da irmikçi Mustafa efendiye götürdü, aynı tasın yoğurdu gibiydiler.
Askerlik sonrası, yaşam kurma telaşı ile geçti. Muayenehanemi açtım, artık serbest diş hekimiydim, mesleğimi seviyordum, en güzel yönü ise ızdırabını dindirdiğiniz insanların gönülden dualarıydı. Bugünde o dualara muhtacım.
Artık eş bulma zamanı geldi dedi.. Babam. Ve. Allahlın izni ile Yoldaşım oldu, Tülay Hanım.
Evleneli 25 yıl oldu. Tek evladımız, Zeynep’imiz. İnşallah İngilizce öğretmeni olacak.

Orta yaşlar çok değerlidir. değerini anladığımızda ise; bu dönem geçmiş olur.
Genelde, ev araba eşya, çocukların geleceği, üst baş derdi ile geçer..
Bu dönemi çok şükür, imkânlarım nispetinde değerlendirmeye çalıştım. Ben Allahımız’ın insanları dünya ya; deneyim, bilgi ve bilgiden kaynaklanan derinlik, tecrübe, sevinç, hüzün, aşk, nefret, bağışlama, incelik, nezaket, birlikte yaşama becerisi, hâsılı olgunluk yani Kemal vasıflarını bizzat görerek, duyarak, hissederek öğrenmemiz ve şayet kabul edilirsek cennetin hakkını vermemiz için gönderdiğine inanıyorum. Bedenlerimiz buraya ait ama ruh ve bilincimiz: Koca Yunus Emre’nin dediği gibi ,( Ölen hayvan imiş insanlar ölmez) ölmeyecek ve oradaki algılarımız da buradaki bilincimiz kadar olacak.
Bu hislerle madde ve maneviyattaki incelikleri kavrama adına, ilgilendiğim ve anlamaya çalıştığım bazı meraklarım oldu. Bütün bunları teferruatlı olarak anlatmayı çok isterdim ama maalesef edebiyatçı değilim ve yazdıklarımdaki zafiyetten dolayı, gerçek edebiyatçılardan EDEB ederim. Hikâyelerim de ve kısa yazılarımda, bu tecrübelerimi ve algılarımı bir nebze anlatmaya çalıştım.
Fakirin eteğine dökülen kırıntılar bu kadar, fırın sahiplerinden medet umuyorum.
Mayıs–2007-Konya

'Kemal Elitemiz' için 2 Yorum

Ahmet Ç.
07 Mart 2015, 15:23

Çok içten samimi yazınızı okuma şerefim oldum….Ölümsüzlüğünüz, bilgece yazınız için….Teşekkür ederim

Saygılar

Ahmet Ç.

İlker Kaan
25 Nisan 2015, 22:12

Siteniz çok güzel olmuş. zaman zaman gelip keyifle okunabilir. benim yapacağım da bu elbette.
Fakat bir konu eklemek isterim; doğa hocalarınızdan ve bilgelikten bahsetmişsiniz. Anadolu’nun her yerini gezmedim, gördüğüm maalesef bu bizim toplumumuzda bu çok eksik kalmış. Göçebe, doğayla yaşayan bir kültürden gelmemize rağmen bu böyle, veya artık unutulmuş. Yok demiyorum fakat olması gerektiğinden çok daha az. Bunu av merakımdan dolayı görüyorum zira köylerimizde istisnaları saymazsak çoğunlukla sezonlara uyulmuyor, bildiğimiz gibi sezonlar üreme mevsimlerine göre ayarlanmaya çalışılıyor. Diğer taraftan her fırsatta yeşili sevdiğimizi söylüyor ve fakat şehir, kasaba, köy fark etmiyor her fırsatta ağaç kesiyoruz vb. neyse konuyu dağıtmadan…
Siteniz için elinize, yüreğinize sağlık.
Saygılarımla.

Yorum Yaz