Japon kılıcı

http://www.kemalelitemiz.com/japon-kilici.html

JAPON KILIÇI

Kemal Elitemiz

null
null

Katana Nedir.
Katana, ya da taçinin kullanımını takiben 1400’lerden sonraki ismiyle dayito, tek-yönlü, uzun Japon kılıcıdır. Çoğu Japon, katana kelimesini genel olarak kılıç anlamında kullanır.
Japon samurayı tarafından kullanılan, geleneksel tek-yönlü, kıvrık kılıç çeşididir. Vakizaşi veya şoto ile ya da tanto ile eş olarak bilinen katana, buşi sınıfı savaşçılar olan bukeler tarafından kullanılırdı. İki silah beraber olduğunda büyük-küçük anlamına gelen dayişo olarak adlandırılır ve samurayların kişisel onur ve sosyal gücünü temsil ederdi. Uzun kılıç açık alanda yapılan dövüşlerde kullanılırken kısa kılıç yan silah olarak taşınır ve saplama amacıyla ya da yakın dövüşlerde (örn: içeride) ve seppuku için kullanılırdı.
Kın (saya) ve el siperi (suba), özellikle Edo döneminin son yıllarında özel olarak tasarlanan sanat eserleriydi ve karmaşık bir tasarıma sahipti.
Asıl olarak kesmek için kullanılmasına rağmen hafif eğriliği sayesinde etkili bir saplama silahı olarak da kullanılabilir. Çift elle tutulacak şekilde tasarlanmış olsa da bazı eski Japon dövüş teknikleri en azından bir ya da iki tek-el tekniği içerir
Terminoloji:
Tanto: Japon bıçak veya kaması.
Taçi: Eski samurayların at üstünde kullandığı uzun kılıç.
Bo’hi: Geniş yiv ya da hi
Boşi: Uçtaki sert kenar deseni.
Çoji: Yonca ya da mantar şekilli hamon.
Çokuto: Düz kılıç
Gunome: Yarım daire dalga şeklindeki hamon.
Ha: Keskin kenar
Habuçi: Hamonun kenarını sınırlayan çizgi, sertten yumuşak çeliğe geçiş kısmı
Hadori: 1 çeliğin modern parlatma stili. 2,modern parlatma tekniği ile hamon beyazlığını artırmak
Hamon: sertleşme deseni
Hamon: Yumuşak perlit çeliğe geçiş bölgesini de kapsayan martensit çelik
Deseni.
Haniku: hamon bölgesi yanak kalınlığı
Hiraniku: kesici yüzey yanak kalınlığı
Jinie: çelik yüzeyi molekülleri
Kıssakı: kılıcın ön ucu
Shırssaya: plain wood scabbard and handle, for preservation.
Tamahagene: material of Japanese swords, pure steel made by “TATARA”.
Tatara: the traditional method to make pure steel from iron sand and charcoal.
Utsuri: shadow of hamon. It is one result of hardening work.
Hi: Bıçağın üst kısmındaki yiv.
Horimono: Bıçak üzerindeki oyma ya da işlemeler.
Itame: Katlanmış çelik bloğunun dövülmesiyle oluşan tahtaya benzer damarlı doku. Tahta üzerindeki düzensiz yuvarlak şekillere benzer.
Ji: Hamonun üstündeki yüzey.
Jihadda: Bıçak veya ji’nin deseni.
Jijetsu: Bıçağın yüzey rengi ve deseni
Katana: Samurayların kullandığı kıvrık kılıç.
Ken: Eski Japonya’da imal edilen düz kılıç. Hiyan döneminde yerini taçi almıştır.
Kinsuji: Habuçinin sert kısmındaki yatay çizgiler. Tam çevirisi “altın çizgiler”
Kissaki: Kılıcın ucu.
Ko notari: Hamondaki sığ ve düzensiz dalgalanmalar.
Masame: Katlanmış çelik bloğunun dövülmemiş kısmında oluşan tahtaya benzer damarlı doku. Tahta üzerindeki şekillere benzeyen yakın aralıklı düzenli çizgiler.
Meyi: Kılıç ustası nın imzası.
Mekugi: ana Teng üzerindeki pim deliği.
Nagasa: Bıçak uzunluğu.
Nihonto: Ken, naginata, yari, taçi, katana, vakizaşi ve tantonun içinde bulunduğu Japon kılıçları
Notare: Hamon üzerindeki düzensiz dalgalanmalar.
Hada: çelik katmanı deseni
Sakihaba: Yokoti genişliği.
Shinogi: Kılıcın kenarını belirleyen sırt çizgisi.
Shinogiji: Sırt çizgisinin üstündeki bıçak yüzeyi.
Sori: Bıçağın eğrilik miktarı.
Suguha: Düz hamon.
Togi: Katananın cilalı yüzeyi.
Toran: Dalga şekilli hamon.
Vakizaşi: Samurayların kullandığı kısa kılıç.
Yakiba: Keskin kenar.
Yokoti: Ucu gövdeden ayıran sınır.
Anatomisi
null

Her bıçağın kendine özgü bir görünümü vardır. Bu görünüş yapımcısına, imalat yöntemine ve biraz da şansa bağlı olarak değişir. En belirgin fark bıçağın orta sırtında, şinogide görülür. Kılıç şinogiye doğru daralabilir, sonrasında keskin kısma doğru da daralabilir ya da şinogiye doğru genişleyip bıçak kısmında büzülebilir (ikizkenar yamuk şeklinde). Düz ya da daralan şinogiye şinogi-hikuşi denilirken, şişman görünümlü olanlara da şinogi-takuşi denilir. Şinogi, bıçağın arka tarafına yakın olacak şekilde konumlandırıldığında uzun, keskin ve kırılgan bir kılıç tipi oluşur. Şinogi, bıçağın ortasına yakın olursa daha makul olacaktır.Katana, diğer kılıçlardan farklı net bir uç şekline sahiptir.
Uç kısmı uzun (ö-kissaki), orta (çü-kissaki), kısa (ko-kissaki) ve hatta geriye doğru çengel şeklinde (ikuri-ö-kissaki) olabilir. Uç kısmının kavisli (fukura-suku) ya da nispeten düz (fukura-kareru) oluşu ayrıca önem arz eder.
Kissaki ne keskiye, ne de batı bıçaklarının tanto ucu yorumuna benzer. Batı bıçaklarının, bilemesi kolay, düz, çizgisel bir eğimi vardır ve Japon kissakiye üstünkörü bir benzerlik taşır. Kissaki kıvrık bir görünümdedir, kenara doğru olan yüzey boyunca yumuşak, üç boyutlu bir kavise sahiptir – buna rağmen sınır çizgisi (yokote) nettir.
Bıçağın kabzaya denk gelen metal (nagako) kısmına mekugi –ana adı verilen bir delik açılır. Kabzada (suka) yer alan boşluk ile bu delik içerisine yerleştirilen bambudan yapılmış pin (meguki), bıçak kısmı ile kabzayı sabitlemek için kullanılır. Sukayı çıkartabilmek için öncelikle megukiyi çıkartmak gerekir. Ayrıca kılıcı imal eden ustanın imzası (mei), nagako üzerinde yer alır.
Materyal
Tamahagane (demir cevheri) ve Oroshıgane
geleneksel Japon kılıçları düşük ısıda deoksidasyon metodu ile imal edilmiş saf karbon çeliğindendir. Çeliğin esası Tamahagane adı verilen demir cevheridir. Bu cevheri Tatara usta metodu ile (demir cevheri kumu ve bolca mangal kömürü karışımı) bu metot ilkel fakat temiz bir yöntemdir. Oldukça büyük olan Tatara fırınında ocak ısısı düşük tutulur demir eritilmez zira kum içindeki diğer elementler erimiş metalden cürufa karışır. Isıtılma sonucu oluşan kitlede çeşitli kalitede çelik parçaları oluşur. Kırılarak çıkarılan bu küçük parçalarda cüruf ve boşluklar vardır. Kalitelerine göre ayrılır. Demirciler bunların içinden kaliteli olanları seçerler. İyi kalite çelikler kesici kenarın yapımında kullanılır. Düşük karbona haiz olanlar ise
kılıcın sırt ve gövdesinde kullanılırlar.
null

Orta kalite Tamahagane (demir cevheri) İyi kalite Tamahagane (demir cevheri)
null

Yapılışı:
null

Kılıç ustası Muneçika (10. yy. sonları), tilki ruhun yardımıyla “Küçük tilki” (ko-kitsune-maru) isimli kılıcı döverken. Ogata Gekko (1859–1920), 1873.
Japon kılıçlarının dövülmesi genellikle saatler, günler hatta haftalar alır ve kutsal bir sanat olarak görülürdü. Tek bir zanaatkâr işinden ziyade, karmaşık hünerler gerektiren farklı sanatçıların yer aldığı bir süreçtir. Bu süreçte; kaba şekli döken bir demirci, katlama işini yapan genellikle ikinci bir demirci (çırak), uzman bir parlatıcı ve hatta kenar için ayrı bir uzman yer alırdı. Genellikle kın, kabza ve el siperi (suba) uzmanları da işin içine dâhil olurdu. İmalat aşamasının en ünlü kısmı çeliğin katlanmasıdır. Çelik defalarca katlanır, bükülür ve çekiçle düzleştirilirdi. Bu işlemler aşağıdakileri sağlar. Metal içerisindeki hava kabarcıklarını yok eder.
Metalin bütünleşmesini sağlar, karbon gibi elementlerin yayılmasını sağlayarak efektif dayanıklılığı artırır ve potansiyel zayıf noktaları azaltır. Oluşturulan katlarda, devamlı olarak yüzeye dekarbonize işlemi uygulanıp üst kısmı bıçağın içine geçirerek bıçağın eşsiz ve güzel damarlı yüzeyi elde edilir. Genel inanışın aksine katlı yapının, çeliğin mekanik özelliklerini artırdığı tamamen yanlıştır. Katlar kaynak noktası gibi etki ederek sadece kılıcın bütünlüğünü zayıflatır. Saf olmayan maddeleri yakarak Japon çeliğinin düşük kalitesini artırır, kılıcı saflaştırır ve güçlendirir.
Genel inanışın aksine sürekli katlama “süper-güçlü” bir bıçak yaratmaz. Saf olmayan maddeler yakıldıktan ve karbon içerik homojen hale getirildikten sonra uygulanan katlama işlemi çok az fayda sağlar ve karbonun azar azar yanmasına neden olur. Sonuçta, kenarı daha az tutacak yumuşak bir çelik ortaya çıkar. Kat sayısı kılıçtan kılıca değişiklik gösterir. Bir düzine kattan daha azına nadir rastlanır ve iki düzineden çok kata sahip otantik kılıçlar tamamen meçhuldür. 12 katlı bir bıçak başlangıçta 4.000’den fazla tabakaya sahip olacaktır. 20 kat ise bir milyondan fazla tabakaya sahip bir bıçak oluşturacaktır. Bundan daha fazlası bıçağın moleküler yapısı nedeniyle gereksizdir. Hatta bu noktadan önce, daha fazla kat, daha iyi bir kılıç manasına gelmez. Karbonun kontrol edilmesinin bıçağın işlevselliği üzerinde büyük etkisi vardır. Böylece en iyi sonuçlar genellikle 8–10 kat ile elde edilir.
Genellikle kılıçlar, tahta kalastaki gibi damarlar (hada) görünecek şekilde imal edilirdi. Düz damarlara masame-hada, tahtaya benzer damarlara itame, budağa benzer damarlara mokume ve eşmerkezli dalgalı damarlara ayasugi-hada denilirdi. Üç normal damar (masame, itame ve mokume) arasındaki fark, ağacın büyüme yönüne kesit (mokume), açılı kesit (itame) ve damar boyunca kesit (masame) şeklindedir. En güçlü, güvenilir ve en yüksek kaliteye sahip kılıçlar Mino, özellikle de Magoroku Kanemoto geleneğine göre yapılanlardı. Bizen geleneği mokume üzerinde uzmanlaşmıştı. Yamato geleneğindeki bazı okullar ise güçlü savaşçıların silahları üzerinde uzmanlaşmış olarak bilinirdi.
Japon kılıcının en temel felsefesi tek bir keskin yüze sahip olmasıdır. Bu, bıçağın sırtının, keskin kenarı desteklemek için kullanılabileceği anlamına gelir ve Japonlar bu gerçeğin avantajlarını tüm yönleriyle kullanmıştır. Metal Avrupa metodunda soğutulmaz. Çeliğin esnekliği ve sağlamlığı ısı derecesine, ne kadar ısıtıldığına ve ne kadar sürede soğutulduğuna bağlı olarak değişir. Çelik yüksek bir sıcaklıktan hızlı bir şekilde soğutulursa daha sert ve kırılgan olan martensit hâlini alır. Daha düşük sıcaklıktan yavaş yavaş soğutulursa daha yumuşak ve esnek olan perlit halini alır. Soğumayı kontrol altına almak için kılıç ısıtılır ve yapışkan kil ile kaplanır. Kenar kısmındaki ince bir tabakanın hızlı ancak çeliği çatlatmayacak kadar da yavaş soğuması sağlanır (kılıcın kenarının son derece sert martensit olmasını sağlar). Kılıcın geri kalan kısmındaki kalın kil tabakası ise kılıcın yeteri kadar esnek olmasına izin veren daha yumuşak bir çelik için yavaş soğumayı sağlar (sırt ve orta kısmın perlit olmasını sağlar). Uygulama bittiğinde kılıç soğur ve doğru sertliğe sahip olur.

null

Zamanla Japonlar değişik tip çelikleri kılıcın değişik kısımlarında kullanmaya başlamıştır. Örnekler aşağıda gösterilmiştir:
null
null

Maru: En ucuz imalat, nadiren tanto veya ko-vakizaşi imalatında kullanılırdı. Bu basit bıçakların sertliği yüzey boyunca farklılık göstermezdi.
Kobuse: Basit bıçak imalatı, ucuzluğu nedeniyle büyük askeri çatışmalardaki yüksek malzeme gereksiniminin maliyetini düşürmek amacıyla II. Dünya Savaşı’na kadar kullanıldı.
Honsanmayi: En genel imalat çeşididir. Bıçağın kenarları kabuk demir tarafından korunmaktadır. Bıçağın arka kısmının ayrıca sertleştirilmemiş olması sebebiyle kırılmaya karşı dayanıklıdır. Bazı eski bıçak örnekleri hâlâ dövüş izlerini taşır.
Şihozume: Honsanmayiyi andırır ama arka destek eklenmiştir. Sadece bıçağın arka kısmını sert demir korur. Oldukça ender rastlanan bir çeşittir.
Makuri: Sert çelik gövde ile çevrelenmiş demir iç çekirdekten oluşan basit bir tasarımdır. İki tip çelik kullanarak imal edilir. Biri diğerine göre daha fazla katlanır ya da daha az karbon içeriğe sahiptir. İki kısım da layıkıyla katlandığında “U” şeklinde bükülür ve yumuşak kısım sert parçanın içine yerleştirilir. Uzun kılıç şekline gelene kadar çekiçle dövülür. Bu işlem bittiğinde iki ayrı çelik parçası bir bütün haline gelir fakat sertlik farklılığını hâlâ korumaktadır.
Variha Tetsu: Esneklik sağlayan basit bir tasarım. İyi katana ve vakizaşilerin büyük çoğunluğu bu tiptedir.
Orikayeşi: Sanmayi Honsanmayi metodunun basitçe geliştirilmiş hâlidir.
Gomayi: Sert demir çekirdeği kaplayan demir katmana sahip sıra dışı bir tasarım çeşididir. Son olarak yüksek karbon çelik ile kaplanır.
Soşu Kitaye: 7 çeşit çelik alaşımı kullanılan sıra dışı metotlardan birisidir. Bu imalat tekniği demirci Masamune tarafından kullanılır ve üstün iş olarak kabul edilirdi.
KILIÇ BİÇİMLERİ:
Genel olarak Japon kılıç biçimi olan Tachi / Katana ve Wakizashi (Uzun Kılıç) biçimleridir.
Shinogi-Zukuri:
1- kılıcın sırt yapısı normal yükseklikte
null

2- yüksek sırt yapılı
null

Hira-Zukuri: Genel Tanto biçimi
null

Shobu-Zukuri: bu biçim Shinogi-Zukuri ile aynıdır fakat kılıç ucundaki Yokote hattı yoktur.
null

Kata-Kiriha-Zukuri:
1- Kılıcın kesici kenarının bir yüzü Kiriha-Zukuri diğer yüzü Hira-Zukuri dir.
null

2-Kılıcın kesici kenarının bir yüzü Kiriha-Zukuri diğer yüzü ise Shinogi-Zukuri şeklindedir.
null

3- Kılıcın kesici kenarının bir yüzü Kiriha – Zukuri diğer yüzü ise Shobu- Zukuri şeklindedir.
null

Kanmuri – Otoshi – Zukuri:
Kılıcın sırt kalınlığı kılıç boyunun ortasından sonra uca doğru incelerek devam eder. İki şekli vardır.
1- Temel olarak Shinogi-Zukuri
null

2-Temel olarak Hira- Zukuri.
null

Moroho – Zukuri:
null

Osoraku-Zukuri:
null

Kissaki-Moroha-Zukuri:
null

Ryo- Shinogi-Zukuri: Çift ağızlı kılıç.
null

Hira-Sankaku-Zukuri:
null

Teknik:
Katana genel olarak, saplamaktan ziyade kesmek için tasarlanmış bir silahtır. Bu tarz silahlarla girişilen çatışmalarda fazla riske girmeden, rakibi en kısa ve etkili yoldan öldürmek esastır. Dolayısıyla darbeler kol ve bacak gibi uzuvlara değil, tümüyle gövdeye yönelir.
Dikey savurmalarda hedeflenecek bölge, esas olarak köprücük kemiği bölgesidir. Rakibe bu ölçüde yaklaşılamıyorsa göğüs kafesinde derin bir yarma hedeflenir. Yatay savurmalarda ise hedef, boyun ya da bel bölgesidir.
Yukarıdan aşağı darbelerde, uygun yapılmışsa köprücük kemiğinden bele kadar biçilmiş olunur, yatay darbelerde ise, yine uygun yapılmışsa vücut bel bölgesinden ikiye ayrılır. Kurban, ilk anda acı hissetmeyecektir, ilk birkaç saniye içinde vücuttaki kanın yaklaşık yarısı boşalacağı için bilincini yitirir.
Katananın sapının iki elle tutulması esastır. Eğer kişi sağ elini kullanıyorsa sağ el daha yukarıdan, sol el ise aşağıdan kavramalıdır. Katananın kabzasını kavramada esas kuvvet bu durumda sağ elde olmalı, sol el, hareketler arasındaki hızlı geçişi sağlamada kullanılmalıdır. Sol el, kabzayı her an bırakacakmış gibi gevşekçe sarmalıdır.
Eller arasındaki boşluk ve kavrama, kesmek veya bir silahı karşılamak için yapılacak manevraya izin verecek şekilde ayarlanır. Kesme sırasında birbirine daha yakın, karşılama -blok- hareketlerinde ise daha ayrık olmalıdır.
Buna rağmen katana tek elle de kullanılabilir. Bu durumda, her parmağın kılıcın kabzasına uyguladığı kuvvet farklı olmalıdır. Kabzayı en sıkı tutan küçük parmaktır. Yüzük parmağı kabzaya biraz daha az bir kuvvet uygular; orta parmak biraz daha az, işaret parmağı ise belli belirsiz kavramalıdır.
En kısa ve en güçsüz parmak olan serçe parmağının kavramada bu denli önemli rol üstlenmesi, uzun egzersizler gerektirir. Katana kullanım eğitimine başlamış bir kişinin, ilk birkaç hafta tüm günü mümkünse elde kılıçla geçirmesi uygun olur. Böylece kol sinirleri kılıcı iyice benimseyecektir, kılıç, kolun bir parçası olmalıdır.
Kılıcın keskinliğini denemek veya kesme tekniği üzerinde pratik yapmak için insan dâhil çeşitli materyaller üzerinde test yapmaya tameşigiri adı verilir.
Japon kılıçlarının çeşitliliği göz önünde bulundurulduğunda, kılıç tekniğinin zaman geçtikçe değişim gösterdiği görülür.
Gerek tek elle, gerek çift elle kullanımda, birbirini izleyen hareketler arasında bir geçiş bölümü olur. Kılıcın ve vücudun pozisyonu, bir hareketten diğerine geçiş yapacaktır. Bu geçiş hareketlerinde kol eklemleri önemli bir pozisyon değişikliği yapmak zorundadır. Özellikle tek elle kullanımlarda, hızlı hareketin kaslarda hasara yol açmaması için -hareketin momentumunu karşılamak üzere ters yönde çalışacaklardır- tüm kolun, omuz ekleminden döndürülmesi uygun olur. Ancak, harekete başlandığı andan itibaren bilek ekleminin kilitlenmesi gerekir. Kılıcın kolla yaptığı açı hiçbir zaman 180 derece olmamalıdır, en uygun biçme hareketi daha kapalı bir bilek pozisyonunda, örneğin 160 derecelik bir açıda sağlanır. Bu açı, savurma hareketinin başından sonuna kadar sabit kalabilmelidir. Savurma hareketi omuz ekleminden yapılmalı, dirsek eklemi de aynı bilek eklemi gibi kilitlenmelidir. Ancak dirsek eklemi 180 derecelik açıda olmalıdır. Omuz eklemiyle yapılan hareket, bel kemiği eklemleri, kalça eklemleri (kalça kemiği ile uyluk kemiği arasındaki eklem), diz ve ayak bileği eklemleriyle desteklenmeli, kuvvetlendirilmelidir.
Belli dönemlerde kılıcın boyunun uzadığı ve at üzerinde kullanıldığı görülür. Aynı zamanda yaya askerler süvarilere eşlik eder ve daha kısa olan katate-uçi kuşanırlar. Bu, daha kısa boylu ve daha kısa saplı, sadece tek el ile kullanılmak üzere tasarlanmış bir katanadır. Aynı zamanda vakizaşi ve kodaçi olarak da bilinir.
Zamanla zırhlar ve düşmanlar değiştikçe kılıçlar da ağır profilden hafif profile doğru, dövüş sırasında farklı kullanım amaçlarına uygun olarak değişim göstermiştir. Ağır olan kılıçlar ağır, yavaş ve daha güçlü savaşlar için uygunken, hafif kılıçlar hız ve keskinlik için uygundur.
Kılıç çoğunlukla ok, mızrak ve olası uzun silahlardan sonra kullanılabilecek son silah olarak düşünülürdü. Buna rağmen Edo döneminde Japon samurayı dayişo kuşanmışken kullanacağı ilk silah katanaydı.

Kemal Elitemiz
Nisan – 2012 – Konya

Yorum Yaz