Değerli Taşlar

http://www.kemalelitemiz.com/anadolu-antik-yuzuk-taslari-ve-yuzukleri.html

Anadolu Antik Yüzük Taşları ve Yüzükleri
Taş Türleri
Yunan-Roma dönemine ait yüzük taşlarının pek çoğu sert taşlardan yapılmış olup bunların içinde kuvars en yaygın olanıdır (kuvars silikon dioksit SiO2 olup, sertliği Mohs ölçeğine göre 7’dir). Yaygın bir dağılım gösteren kuvarslar farklı renk ve görünüme sahip olup, değişik isimlerle anılır. Taşın rengi, bünyesinde varolduğu düşünülen büyülü işlevin belirtisi olarak kabul edilirdi; kırmızının kan ve ten, yeşilin bitki örtüsünü belirtmesi, ametistin şarap renginin sarhoşluktan korunmakla özdeşleştirilmesi gibi.
Aşağıda verilen listenin geniş kapsamlı olması amaçlanmamış, sadece en çok bulunan mineralleri içine almıştır. Yalnızca bir düzine kadar mineral yaygın olarak kullanıldığından, bu tür yüzük taşlarının tanımlanması çok zor değildir. İşlenmiş olan eski yüzük taşlarının sadece küçük bir bölümü daha egzotik taşlarla temsil edilirler. Fakat eski Yunan ve Latin terminolojisinin, bilinen yüzük taşları ile eşleştirmek her zaman mümkün değildir. Plinius’un kendi zamanında bilinen ve kullanılan taşları tanımlamak için 300’e yakın isim vermesi dikkati çeker.
Kalsedonlar veya çok ufak kristalli kuvarslar
Karnelyan (cornelian) :
Kalsedonun yarı şeffaf, kırmızı çeşidi olup, koyu kırmızıdan altın sarısına kadar tonları olabilir. Bu isim kızılcık ağacının kırmızı çekirdeği olan Latince ‘cornum’ kelimesinden türemiştir. Diğer adı olan karnelyan isminin, genellikle doğru olmadığı düşünülür ise de, yanlış etimolojiden türetilen ‘carnis’ yani ten kelimesi, söylenişi daha popüler hale getirmiştir. Bazı antik örneklerin beyazımsı görünümleri ise, yüksek ısıya maruz kalmaları nedeniyledir.
Sard :
Kalsedonun yarı şeffaf kahverengi bir çeşidi olup, renkleri açık sarımsı kahverengiden, opak koyu kahverengiye kadar değişebilir. Bazen içinde koyu renkli içeltiler de gözlenir. Sard’ın karnelyandan ayrımı genellikle zordur. Karnelyan ve sard, Yunan ve Roma mühür sanatında en yaygın olarak kullanılan taşlardı. İsmi en fazla bulunduğu Lydia’daki Sardis şehrinden türetilmiştir.
Sardoniks :
Kahverengi veya mavi ardalanmalı, düz bantları olan kalsedonu tanımlamak için kullanılır. Kabartma taşlar (cameos) işlemeleri için en çok tercih edilen taştı. Oymacı, tabakalardaki renklerin avantajını kullanarak, örneğin: krem renkli figürleri koyu renkli bir arka plan üzerinde gösterebilir veya taç ya da kumaşın detaylarını tasvir edebilirdi. Nikolo terimi, üst seviyesi mavi veya kahverengi ile alt seviyesi ise, koyu kahverengi olan, bantlı Roma taş oymacılığını tanımlardı. Açık renkli bantlarına atfen Yunanca el parmağının tırnağı kelimesinden gelen oniks ise, genellikle siyah ve beyaz iki bantlı tabakadan oluşmuş kalsedona verilen isimdir.
Agat (akik) :
Kahverengi, sarı, kırmızı ve gri gibi farklı renklerde olabilen, dalgalı bantlara sahip kalsedon çeşidine denir. Zıt renklerdeki benekleri ve paralel küçük çizgileri ona çekici bir hava verir. Yüzük taşları işlemesinde kullanılan agat üzerindeki değişik bantlar, düz ve yatay değil de düzensiz ve dikey olduğu için, sardoniks, nikola veya oniks’ten farklıdır.
Jasper :
En yaygın renkleri kırmızı, turuncu ve sarı olan opak bir kalsedon çeşididir. Serpiştirilmiş kırmızı noktalar içeren yeşil bir çeşidi de, yaygın olarak kantaşı veya heliotrop olarak adlandırılır. İ.S. 2. Ve 3. Yüzyıl Roma yüzük taşlarında, sarı ve özellikle kırmızı jasper taşları çok moda olmuştu. Aynı dönemde beyaz, kahverengi, sarı ve siyah küçük parçalar içeren benekli taşlar da ara sıra kullanılmıştır.
Kalsedon :
İçerdiği safsızlıklar nedeni ile değişik renklerde olan, ufak kristalli bir kuvars çeşididir. Kalsedon çok genel bir tanımlamadır; alışılageldiği üzere renksiz, gri ve mavi türleri bu adla anılırlar. İsim, Khalkedon şehrinden türemiştir (bugünkü Türkiye’de İstanbul’daki Kadıköy). SİO2 Kristokristalin quartz
Plazma :
Kalsedonun yeşil renkli olan çeşididir ve genellikle koyu renkli içeltiler içerir. Genelde yeşil rengi içinde bulunan krom yüzündendir. Plazma çok doğru bir tanımlama olmayıp, aventürin, praz, krizopraz gibi farklı bazı yeşil taşlar için de kullanılabilir.
İri kristalli kuvarslar
Kaya kristali :
Şeffaf ve renksizdir. Yalnızca İ.Ö. 1. Yüzyılda görülmüş ve Roma dönemine göre Yunan döneminde daha çok kullanılmıştır. Eskiler, kaya kristalinin suyun çok düşük ısıda donmasıyla oluşmuş bir cins taşlaşmış buz olduğuna inanırlardı, ‘kristal’ kelimesi de Yunanca’daki buz kelimesinden türemiştir. Plinius, Anadolu’da Karia’da, Alabanda ve Orthosia civarında düşük kaliteli bir çeşidinin bulunduğundan bahseder.
Ametist :
Şeffaftır, rengi koyu mordan açık leylak rengine kadar değişir. Renk genellikle, taş içerisinde aynı tonda dağılmamış olup, bazı bölümler daha açık, bazıları ise daha koyudur. Taşı takanın, içkinin sonraki etkilerine karşı bağışıklık kazındığına dair inanca dayanmakta olan ismi, Yunanca ‘sarhoş değilâ anlamına gelen kelimeden türemiştir.
Diğer mineraller
Lapis lazuli :
Koyu mavidir ve bazen, pirinç sarısı renginde pirit zerrecikleri içerir. Pers ülkesi de olasılıklı bir kaynak bölge olmasına karşın, yalnızca Afganistan’da çıkarıldığından değeri oldukça yüksektir. Roma döneminde lapis lazuli, yüzük taşı olarak çok ender kullanılırdı ve örneklerin çoğu İ.S. 2. ve 3. yüzyıllara aittir.
Granat (nar taşı) :
Kristalleşmiş bir silikattır; şeffaftır. Renkleri koyu kırmızıdan turuncuya ve bazen mora kadar değişebilir. Bu renklere göre antik çağda farklı isimler verilirdi. Helenistik Döneme kadar kullanılmayan granat, bu dönemde moda olmuştur. Sertliği kuvarstan daha fazladır ve bu nedenle yontulması daha zordur. Plinius, Anadolu’da Karia’da, Alabanda ve Orthosia şehirleri civarında çıkarıldığından bahsetmektedir. Modern ismi olan almandin, alabandina’nın bozulmasıyla türetilmiştir. Lychis denilen alev kırmızısı renkteki çeşidi, Plinius’a göre Karia’da ve Orthosia civarında bulunmaktadır. Granatlar genellikle bombeli yüzeyler şeklinde yontulurdu ve rengini açmak için ise alt tarafları oyulurdu.
Hematit :
Koyu metalik, gri görünümlü demir oksittir. Theophrastos’a göre ismi pıhtılaşmış kan görünümünden dolayı Yunanca kan anlamındaki ‘haimatitis’ kelimesinden gelmektedir. İsminin diğer bir açıklaması, hematitin toz haline getirilmesiyle aldığı kırmızı renkten dolayıdır. Yunan döneminde ender olarak kullanılırdı ve çoğu örnek, büyülü oyma taşlarının yapıldığı Roma imparatorluğu dönemine aittir.
Bunlara ilaveten, camlar (sertliği 6’ya varan) antik çağlarda pahalı doğal yüzük taşlarının yerine kullanılırdı. Bazı cam taşlar, yüzük taşları gibi aynı şekilde doğrudan doğruya işlenirdi, bazıları ise, gerçek oyma ve kabartma olan doğal yüzük taşlardan alınmış pişmiş topraktan kalıplara dökülürdü. Eğer sonuç tamamen tatmin edici olmazsa, cam üzerindeki baskı, daha keskin kenarlar vermek için traşlanırdı. Sardoniks, nikolo veya bantlı agat benzeri taşları üretmek için, cam taşlar da çeşitli renklerde katmanlar içerebilirdi. Cam, opak veya yarı saydam olabilirdi. Genellikle yarı saydam olanlarında hava kabarcıkları görülürdü. Plinius’a ve diğer antik çağ yazarlarına göre, cam taşlar genellikle dolandırıcı tüccarlar tarafından gerçek taş olarak satılırdı. Bir hikayede anlatıldığına göre, İ.Ö. 1. yüzyılın ortalarında Gallus’un eşi, pahalı boncuklardan yapılmış bir gerdanlık satın almış ama bunun ucuz camdan yapıldığını anlamıştı. Sahtekar satıcı yakalanmış ve sürüklenerek arenaya götürülmüş, orada korku dolu bir bekleyişten sonra seyircilerin şaşkın bakışları altında, beklediği gibi bir aslan değil kısırlaştırılmış bir horozun karşısına çıkarılmış ve bunun suçuna uygun bir ceza olduğu söylenmiş. Yine de, bir çok cam yüzük taşı ucuzluğu, kolay bulunabilirliği ve geniş kapsamlı fantezi renkleri nedeniyle cam olarak satılmakta idi. İ.Ö. 1. yüzyıldan itibaren cam taşlarına olan talep hızla arttı.
MİNERALLER
Mineraller bir veya birkaç elementin, belirli fiziksel-kimyasal kurallar kapsamında bir araya gelmesi ile oluşan, cansız evrenin genellikle katı haldeki yapı taşlarıdır. Dünyanın değişik jeolojik koşullarında oluşan yaklaşık 2000 mineralin 150–200 kadarına yaygın diğerleri ise ender rastlanır türdendir. Tüm bu minerallerin oluşumunda, aktif görev almış elementler sayısı ise 40–50 kadardır. Diğer elementler kendi minerallerini oluşturabilecek ortamsal koşullar bulamadıkları için, yabancı azınlıklar olarak çevrelerinde oluşan minerallere yerleşirler
Minerallerde cansız doğanın yapı taşları olarak, tek başlarına veya birkaçı bir araya gelerek kayaları oluştururlar. İnsanlık tarihi boyunca, ender bulunuşları, çekici renkleri, irilikleri ve sertlikleri ile diğerlerinden ayrı olarak değerlendirilen süs taşları (değerli ve yarı değerli taşlar) tek bir mineraldirler.(Elmas, Zümrüt, Topaz, quartz )
Bu minerallerin oluşturduğu kayalardır.(Aventurin, lapis lazuli, labradonit, Chalsedon, agat).Aynı elementin(veya elementlerin) değişik ortamlarda
Değişik mineralleri oluşturduğu bilinir.(örneğin karbon elementinin tek başına oluşturduğu iki ayrı mineral(Elmas ve Grafit).Bunun sonucu olarak ortamsal değişikliklerin mineral türünü değiştirmesi ile kaya türleri de değişir. Alüminyum Oksit(Al2O3) oranı yüksek bir kil kayası, yüksek basınç altında korund kristalleri türetecektir. Bu korundların bir bölümü asıl kristal olabilir(yani mavi safir veya kırmızı yakut).Tüm bu jeolojik devrimler, dünyamızda ve diğer gezegenlerde, çok uzun süreçli zamansal boyutlarda ara vermeksizin devam etmektedir. Bu süreci ve olayların akış yönünü denetleyen yapı taşları da minerallerdir.
Böylesine önemli görevler üstlenmiş olan minerallerin oluşması (katılaşmaları) iki ayrı türde gerçekleşebilir. Bunlar:1-Amorf katılaşma 2- Kristalleşerek katılaşmadır.

AMORF KATILAŞMA YOLU İLE MİNERAL OLUŞUMU
Bu durumda bileşene giren elementlerin atom ve/veya iyonları düzensiz bir yerleşimle birbirlerine kenetlenirler. Kısa sürede soğuyarak katılaşan camlarda olduğu gibi, amorf minerallerin geometrik yüzeyleri yoktur. Amorf mineraller kendi bünyelerinde yer almayan(kimyasal bileşim dışı) yabancı elementleri de, düşük oranlarda içyapılarında barındırarak değişik renklerde karşımıza çıkabilirler. Yer kabuğunun en yaygın bileşimi olan Silisyum Oksidin(SiO2) camsı yani amorf türleri olan opaller, agatlar (akik),obsidian (volkanik cam) amorf katılaşmanın yaygın örnekleridirler. Amorf durum genellikle kalıcı değildir. Çok yavaş olsa da elementler arası yer değiştirme düzenlenme olayı, katı halde de sürer ve kristal duruma geçme çabası söz konusudur.

KRİSTAL YAPIDA KATILAŞARAK MİNERAL OLUŞUMU

Kristal olarak katılaşan bir mineralin yapısında yer alan elementler, atomlar veya iyonlar, birbirlerine kenetlenirken belirli simetri kurallarına göre dizilerek, geometrik formlar oluştururlar. Bu formlar üç boyutla sürekli tekrarlanarak büyür. Böylece katılaşan kristal yapılı minerallerin, belirli dış yüzeyleri, kenar ve köşeleri vardır. Başka bir anlatımla kurallara bağlı element dizimi ile kristallerin içyapılarında bir simetrik biçim oluşur. Bu iç simetrinin sonsuz sayıda üç boyutla tekrarlanması ile ortaya bir dış form çıkar. Yani kristalin dış yüzeylerinin oluşturduğu dış simetri. İç simetrinin tüm özelliklerini, dış yüzeylerde görebilmek, her seferinde mümkün değildir. Kristal yapıların dış yüzeyleri, çok daha karmaşık olan iç simetrinin sağladığı birçok yüzey türünden(prizma, küp, piramit, oktaederler vb.) yalnız birkaçı kadardır. Yani bir kristal geliştirebileceği birçok yüzeyden ancak bir kaçı ile yetinerek büyür. Aynı kristal başka bir ortamda, başka yüzeyleri ile gelişerek, değişik bir dış görünüm ile karşımıza çıkabilir.,(zengin iç dünyanın,sadeleşerek dışa yansıması gibi).Kristalografların simetri araştırıcılarının,mimarların ve benzeri sanasal-bilimsel araştırıcıların ilgisini çeken bu kristal simetrisinden uzayın tanrısal sırlarını arayan birçok mistik ve felsefi okul yararlanmıştır.
YARI DEĞERLİ MÜCEVHER TAŞLARI
KALSEDONA GENEL BAKIŞ


SiO2 kriptokristalin kuvars. Özgül ağırlığı 2.59-2.61. Çok değişik renklerdedir ve renklerine göre isimler alır (quartz ın SiO2 Amorf-halinden kriptokristalin ve mikro kristalin türevidir)
Anadolu da Hititlerden bu yana(beklide daha önceden)kullanılan kalsedon taşının uluslar arası adı Romalılar dönemindeki ihracat sırasında ilk kez kullanılmıştır.
Romalılar döneminde İstanbul un bu günkü Kadıköy limanından sevkıyatı yapılan taş. Adını limandan aldı. Chalsedon, Kadıköy’ün o dönemki adıydı.

Değerli taş olarak kullanılan minerallerin birçoğu bolluk ve oluşum mekanizmasının çeşitliliği açısından quartz ile karşılaştırılamaz. Quartz ve bunun türevleri magmatik, sedimanter ve meta formik kayaçlarda bulunur. Sertliği, klivaj sunmaması ve kimyasal stabilitesi nedeniyle özelliklerini uzun süre korumaktadır.
İnsanoğlunun kullandığı ilk ince taneli quartz türü’’FLİNT’’tir.Medeniyetin uzun yolunda insanoğlu bu taşı silah ve alet olarak şekillendirmiştir.Daha sonra quartz ın renkli türevleri büyülü özelliklere sahip olduğu düşüncesi ile ziynet eşyası ve süs taşı olarak kullanılmıştır.

Kalsedon olarak isimlendirilen bu taş: Quartz! ın (SiO2) Mikro kristalinin dokudaki bir türevidir. Rezervi Eskişehir Sarıcakaya-Mayıslar yöresidir. Buranın Kalsedonlar koyu- açık mavi, bazen mor renklerde opal ve agatın karışımları halinde ve dar mavi-beyaz çizgilidir.(lace chalcedony).
Süs taşı olarak quartz iki guruba ayrılmaktadır,
1.gurup: gemolojitlerin QUARTZ olarak isimlendirdikleri iri kristalli halidir.
2-gurup: fiziksel farklılıklar sunmasına karşın gemolojitlerin CHALCEDON Olarak grupladıkları KRİPTOKRİSTALİN ve MİKROKRİSTALİN Türevleridir.

Quartz sın ince taneli türevleri, mikro kristalin ve kripto kristalin üyelerin karakterine bağlı olarak lifsi ve taneli olarak iki guruba bölünebilir. Bunlar arasındaki ayırım ince dokuları nedeniyle, güçlü mikroskoplarla küçük tanelerin etüdü ile mümkün olmaktadır.
Pratikte gemolojitler bir ayrım yapmamaktadır.
Kalsedonun farklı türevleri, şeffaflık derecesi, renk, renk dağılımı temelinde özel isimler almaktadır.
Kalsedon ismi özel olarak, açık bal-sarı renklerden griye değişen yarı saydam malzemeler için kullanılmaktadır.
Düşük porozitesi nedeni ile iri kristal quartz dan daha düşük özgül ağırlığa sahiptir.
Mineralin bu özelliği, kimyasal çözeltiler kullanılarak renklendirilmesine olanak sağlar. Bu çözeltiler: Siyah, kahve, rengi için sülfürik asit. Kırmızı için demir oksit. Mavi için, demir sülfat: Sarı-yeşil için hidroklorik asit. Koyu yeşil için kromik asittir.
KALSEDUAN GRUBU (MEKKE TAŞI – DÖVEN TAŞI) —Kristalleri çok küçük olup gözle görülmez.
—Rengi genellikle gri, açık mavimsi, parlaklığı mum gibidir.
—Renklerine göre isim alırlar. Kırmızı olanına kornelin, koyu yeşil olanına plazma, gök mavisi olana Mekke taşı denir.
—Karadeniz kıyıları, Ankara, Sivas ve Eskişehir civarında çeşitli türlerine rastlanır.
Karnelyan (cornelian) :
Kalsedonun yarı şeffaf, kırmızı çeşidi olup, koyu kırmızıdan altın sarısına kadar tonları olabilir. Bu isim kızılcık ağacının kırmızı çekirdeği olan Latince ‘cornum’ kelimesinden türemiştir. Diğer adı olan karnelyan isminin, genellikle doğru olmadığı düşünülür ise de, yanlış etimolojiden türetilen ‘carnis’ yani ten kelimesi, söylenişi daha popüler hale getirmiştir. Bazı antik örneklerin beyazımsı görünümleri ise, yüksek ısıya maruz kalmaları nedeniyledir.
Sard :
Kalsedonun yarı şeffaf kahverengi bir çeşidi olup, renkleri açık sarımsı kahverengiden, opak koyu kahverengiye kadar değişebilir. Bazen içinde koyu renkli içeltiler de gözlenir. Sard’ın karnelyandan ayrımı genellikle zordur. Karnelyan ve sard, Yunan ve Roma mühür sanatında en yaygın olarak kullanılan taşlardı. İsmi en fazla bulunduğu Lydia’daki Sardis şehrinden türetilmiştir.
Sardoniks :
Kahverengi veya mavi ardalanmalı, düz bantları olan kalsedonu tanımlamak için kullanılır. Kabartma taşlar (cameos) işlemeleri için en çok tercih edilen taştı. Oymacı, tabakalardaki renklerin avantajını kullanarak, örneğin: krem renkli figürleri koyu renkli bir arka plan üzerinde gösterebilir veya taç ya da kumaşın detaylarını tasvir edebilirdi. Nikolo terimi, üst seviyesi mavi veya kahverengi ile alt seviyesi ise, koyu kahverengi olan, bantlı Roma taş oymacılığını tanımlardı. Açık renkli bantlarına atfen Yunanca el parmağının tırnağı kelimesinden gelen oniks ise, genellikle siyah ve beyaz iki bantlı tabakadan oluşmuş kalsedona verilen isimdir.
Jasper :
En yaygın renkleri kırmızı, turuncu ve sarı olan opak bir kalsedon çeşididir. Serpiştirilmiş kırmızı noktalar içeren yeşil bir çeşidi de, yaygın olarak kantaşı veya heliotrop olarak adlandırılır. İ.S. 2. Ve 3. Yüzyıl Roma yüzük taşlarında, sarı ve özellikle kırmızı jasper taşları çok moda olmuştu. Aynı dönemde beyaz, kahverengi, sarı ve siyah küçük parçalar içeren benekli taşlar da ara sıra kullanılmıştır.
Plazma :
Kalsedonun yeşil renkli olan çeşididir ve genellikle koyu renkli içeltiler içerir. Genelde yeşil rengi içinde bulunan krom yüzündendir. Plazma çok doğru bir tanımlama olmayıp, aventürin, praz, krizopraz gibi farklı bazı yeşil taşlar için de kullanılabilir.
AGAT( AKİK) : Değişik renkli yuvarlak ve ince tabakalardan oluşmuş bir kalsedon Türüdür.
Kahverengi, sarı, kırmızı ve gri gibi farklı renklerde olabilen, dalgalı bantlara sahip kalsedon çeşidine denir. Zıt renklerdeki benekleri ve paralel küçük çizgileri ona çekici bir hava verir. Yüzük taşları işlemesinde kullanılan agat üzerindeki değişik bantlar, düz ve yatay değil de düzensiz ve dikey olduğu için, sardoniks, Nikola veya oniks’ten farklıdır.

ANKARA ÇUBUK AGATLARI

Ankara agatlarında, gerek köşe boşluğu,gerekse kanal dolgusu gelişmelerde,Brezilya ve Uruguay türleri hem tek başlarına hemde bir arada bulunabilmektedirler.Ankara agatlarının bir başka özgünlüğü’de,içlerinde gözlenen çubuksu kristallerdir.Tüm gözlemler volkanik kayadaki diyabaz ayrışması olarak daha önce tanımladığımız kanallar ve köşe boşluklarında agatlaşma öncesi çubuksu-levhamsı kristallerin varlığını göstermektedir.Zaman zaman bu kristallerin silisleşmiş psödomorf kalıntılarını,agatlaşmış boşluklarda bulmak da mümkündür.
Ankara agatlarında yapılan ince kesitlerin, mikroskop görüntülerinde bunların farklı SiO2 bantlarından oluştuklarıSiO2 kristallerinin zaman zaman kuvartz mikrolitleri, yer yer ise amorf opalimsi cam olduğu gözlenmiştir. Ayrıca agatlara özgü, mikrolitik, alçak kristobalit kristalciklerin oluşturduğu küreciklerde yaygındır.
Agatı oluşturan silis fazının yerleşeceği boşluğun geometrik yapısına olan bağlılık ve bunun sonucu biçimlenen dış formdaki farklılıklar gözlenmektedir. Güney Amerika’da ve Türkiye’de
Ve diğer birçok bölgede bilinen, volkanik kayaların gaz boşluklarındaki (badem bazaltlar) agatlaşmalarda dış form küresel veya ovaldir.
Ankara agatları gaz boşluğu olmayan masif volkanik kayaların içinde yer alırlar.
Magmatik faz sadece gaz fazından oluştuğunda agat büyümesi en diş yüzeyden içeri doğru tekrarlanan halkalanmalar biçiminde olup,bunlara
Brezilya türü denir.
Magmatik taşımnmada sıvılaşma veya sıvı hale dönme söz konusu olduğunda ise,yer çekimi etkisi ile daireleşme yerine düz yüzeyler tek boyutta yada çizgisel tekrarlanmalar alır.Bu tür agatlar Uruguay türü olarak bilinir.
Ankara Agatı içbükey yumrularına önemli bir özgünlük katan çubuksu levhamsı kristal psödomorflarına bir örnek
LAPİS LAZULİ :
Kireçtaşlarının kontakta başkalaşımla oluşan kalsit, piroksen ve diğer silikatlarla birlikte bol miktarda Lazurit (Na,Ca)8(AlSiO4)6(SO4,S,Cl)2 mineralini içeren mavi renkli, yarı şeffaf-opak nitelikli kıymetli bir taştır . Na, Ca)8Al6Si6O24(S, SO4) , Sodium Calcium Aluminum Silicate Sulfur Sulfate. Group: Both the Sodalite and feldspathoid groups. Color is brilliant blue with violet or greenish tints. Hardness is 5 – 5.5
VARİSKİT :

Kimyasal Bileşimi, AlPO4 . 2H2O
Kristal Sistemi, Ortorombik
Kristal Biçimi, Kristalleri oktahedral; genellikle masif, nodüler
İkizlenme, { 201} yüzeyinde nadir
Sertlik, 3.5 – 4.5
Özgül Ağırlık, 2.57 – 2.61
Dilinim, { 010} iyi
Renk ve Şeffaflık, Yeşil-zümrüt yeşili, bazen mavimsi yeşil; şeffaf-yarı şeffaf
Parlaklık, Camsı
Ayırıcı Özellikleri, Rengi, şekli
Bulunuşu, Alüminalı kayalara fosfatlı meteorit suların etkisiyle oluşu
RODONİT:
Kimyasal Formülü CaMn4(Si5O15)
Mineral İsmi RODONİT (RODONITE)
Türleri
PEMBE-KIRMIZI RODONİT
PEMBE-KIRMIZI-SİYAH DAMARLI RODONİT
Kimyasal Bileşimi: MnSiO3
Kristal Sistemi, Triklinik
Kristal Biçimi, Kristalleri levhamsı ya da prizmatik; masif, kompakt, lifsi
Sertlik, 5,5 – 6,5 Özgül Ağırlık, 3.57 – 3.76
Dilinim, { 110} ve { 1–10} mükemmel, { 001} iyi
Renk ve Şeffaflık, Pembe, gül kırmızısı, kahverengimsi kırmızı, nadiren sarı ve gri; Şeffaf –yarı şeffaf Parlaklık, Camsı.Ayırıcı Özellikleri, Pembe rengi, dilinimi ve sertliği Bulunuşu:Hidrotermal damarlardaki manganez yataklarında oluşur. Ayrıca manganez içeren sedimanter kayaların bölgesel metamorfizması sonucu oluşur.
RUTİL :

Kimyasal Bileşimi, TiO2
Kristal Sistemi, Tetragonal
Kristal Biçimi, Kısa prizmatik kristalli, c-eksenine paralel çiziklere sahip, masif
İkizlenme, Bir piramit üzerinde gelişen dirsek ikizlerine sık rastlanır. Altı veya sekiz ayrı kristalin birleşerek oluşturduğu karmaşık ikizleri de vardır.
Sertlik, 6 – 6,5
Özgül Ağırlık, 4.23 – 4.25
Dilinim, { 100} yüzeyinde belirgin
Renk ve Şeffaflık, Kırmızımsı kahverengi, sarımsı kırmızı, siyah; şeffaf-yarı şeffaf-opak
Çizgi Rengi, Soluk kahverengi
Parlaklık, Yarı metalik parlaklıkta, bazen elmas parıltılı
Ayırıcı Özellikleri, Rengi, parlaklığı, ikizlenmesi ve kristal formu
Bulunuşu, Rutil, aksesuar minerali olarak çok değişik magmatik kaya türlerinde, şist, gnays, mermer gibi metamorfik kayalarda oluşabilir. Alüvyonlarda da zenginleşebilir.
SAFİR :

Kimyasal Bileşimi, Al2O3
Kristal Sistemi, Hegzagonal
Kristal Biçimi, Çok iyi gelişmiş kristallerine rastlanır. Piramidal, prizmatik, levhamsı, rombohedral kristalli, masif
İkizlenme, { 10–11} yüzeyinde yaygın penetrasyon ikizi
Sertlik, 9
Özgül Ağırlık, 4,0 – 4,1
Renk ve Şeffaflık, Çoğunlukla gri, kahverengi ve mavimsi; nadiren kırmızı (yakut), yeşil, mavi (safir), turuncu, mor renklerde, bazen renksiz. Şeffaf-yarı şeffaf
Çizgi Rengi, Beyaz
Parlaklık, Reçine, elmas parlaklığı
Ayırıcı Özellikleri, Sertlik, yoğunluk ve kristal şekli
Bulunuşu, Nefelin siyenitlerde, nefelin siyenit pegmatitlerde; mermer, gnays ve şist gibi bölgesel metamorfik kayalarda oluşabilir
URANİNİT (PITCHBLENDE):

Kimyasal Bileşimi, UO2
Kristal Sistemi, Kübik
Kristal Biçimi, Genellikle kübik kristalli; dendritik agregatlar halinde, masif tanesel
İkizlenme, { 111} yüzeyinde nadir
Sertlik, 5 – 6
Özgül Ağırlık, 7.5 – 10
Dilinim, Parlatma kesitlerinde oktahedral
Renk ve Şeffaflık, Siyah-kahverengimsi yada grimsi siyah; opak
Çizgi Rengi, Kahverengimsi siyah veya gri
Parlaklık, Yarı metalik
Ayırıcı Özellikleri, Yüksek özgül ağırlığı, rengi ve radyoaktivitesiBulunuşu, Kristalize uraninit, pegmatitlerde, granitik yâda siyenitik kayalarda, monazit, zirkon ve turmalin ile birlikte bulunur. Hidrotermal damarlarda ve sedimanter kayalarda da görülebilir
MOON STONE(AY TAŞI): SUN STONE(GÜNEŞ TAŞI)
70%) Ca(10-30%) (Al, Si)AlSi2 O8, Sodium calcium aluminum silicate. Color is usually off-white or gray or pale shades of green, yellow or brown. Hardness is 6 – 6.5.

BLOOD STONE (KAN TAŞI) :HELİOTROPE
CHALCEDONY İN BİR TÜRÜDÜR
RENK:Koyu yeşil zemin üzerinde demir oksitin oluşturduğu kırmızı noktaları vardır SERTLİK:7 Bloodstone is found in: Australia, Brazil,hina, India, and the USA (Wyoming).
JASPER Jasper comes in red, brown, green, greyish-blue, and yellow. Often jasper is multi-colored. Jasper has a hardness rating of 7.


PİCASSO MARBLE( PİCASSO MERMERİ)
Picasso Marble is found in Utah, U.S. It is a relatively soft stone between 4-5 on the Mohs scale of hardness. Identifiable by its striking and dramatic combination of browns, blacks, grays and white colors, each piece is different. When cut en cabochon the stones often have a scenic appearance and look like forest trees or hill sides in winter.
ONİX :
Onyx, sard, and sardonyx are all varieties of chalcedony (microcrystaline quartz). Onyx comes in brown, white, grey, and black. Sard is a reddish-brown variety. Sardonyx is a blend of sard and onyx with the red bands of sard and the white bands of onyx. Onyx, Sard and Sardonyx all have a hardness rating of 7.
Onyx is very similar to agate. Onyx has straight bands of brown, white or black; agate has curved lines of many colors.
Since ancient times, Onyx has been dyed to improve it’s color.
Often treated agate is sold as Black Onyx.
LABRADOLİT (SPECTROLİT)


Ca,Na)(Si,Al)4O8
SERTLİK:7 RENK:Renksiz,gri,beyaz,gri-beyaz,açık yeşil

TİGER EYE(KAPLAN GÖZÜ)

Tiger Eye is black with iron oxide staining which gives it yellow and golden brown stripes. It is a type of chatoyant quartz. Tiger Eye has a hardness of 7.
MALAKİT :

i Malachite is green with irregular black banding. It has a hardness of 4. Malachite is especially fragile
AMAZONİT :

JADE (YEŞİM) JADEİTE-NEPHRİTE

Her ikiside süs taşı ve aynı (pyroxene) guruptandır Na(Al, Fe)Si2O6, Sodium Aluminum Iron Silicate. RENK:Zümrüt yeşili tonları, yeşil grimsi yeşil,mat mavi SERTLİK:6,5—7
HEMATİT:Fe2O3

RENK:siyah,griden gümüş griye,Kahveden kırmızımsı kahveye
ÇEŞİTLERİ: A-İron rose(demir gülü)
B-Specularit C-Rainbow Hematite
D-Paint ore
E-Polished hematit
OLİVİNE (ZEBERCED)

(Mg Fe)2SiO4 RENK: Zeytin yeşili,sarımsı yeşil,grimsi siyah,kırmızımsı kahve SERTLİK:6,5
AMETİST

Kimyasal Bileşimi, SiO2
Kristal Sistemi, Hegzagonal
Kristal Biçimi, Altıgen prizmalar şeklinde kristalli; prizma yüzeyleri kristalin uzun kenarlarına dik yönde çizikli
İkizlenme, Dauphin, Brezilya ve Japon ikizleri çok yaygındır.
Sertlik, 7
Özgül Ağırlık, 2.65
Renk ve Şeffaflık, Genellikle renksiz, bazen beyaz; şeffaf-yarı şeffaf
Parlaklık, Camsı
Ayırıcı Özellikleri, Kristal şekli, camsı görünümü, sertliği, konkoidal kırılması
Türleri; Sagenit (rutil iğnecikleri içeren kuvars), ametist (mor, eflatun), süt kuvarsı (beyaz), gül kuvarsı (gül pembesi), sitrin (sarı), dumanlı kuvars (duman renkli, bulanık görünümlü)
Bulunuşu, Doğada yaygın olarak rastlanan minerallerin başında gelir. Magmatik, metamorfik, özellikle granit ve gnaysların, sedimanter kayaların olağan bileşenidir. Kuvarsitlerin ana bileşeni olan kuvars, birçok cevherleşmenin de gang minerali olarak bulunur.
TURMALİN

Kimyasal Bileşimi, Na(Mg,Fe,Li,Al,Mn,)3Al6(BO3)3Si6O18(OH,F)4
Kristal Sistemi, Trigonal
Kristal Biçimi, Kristalleri prizmatik, prizma yüzeyleri uzunlamasına çizikli, paralel veya ışınsal kristal grupları yaygın; bazen masif
İkizlenme, Olağan
Sertlik, 7
Özgül Ağırlık, 3.0 -3.2
Dilinim, Çok zayıf
Renk ve Şeffaflık, Genellikle siyah ve mavimsi siyah; Renksiz, mavi, pembe, yeşil; Şeffaf – opağa yakın
Parlaklık, Camsı
Ayırıcı Özellikleri, Kristal formu ve çizikleri, rengi, sertliği
Bulunuşu, Granit pegmatitlerde, granitlerde, çeşitli şist ve gnays türlerinde bulunabilirler

Yorum Yaz