Category:

Neyzen’e Mektup ( yeni )

Neyzen’e Mektup

http://www.kemalelitemiz.com/neyzene-mektup.html

Sevgili Sadrettin Bey kardeşim.
Ramazan ayının huzur ikliminde internette ki sayısız eserlerinizi dinleyerek, gönlümüz doldu oruçlarımız ziynetlendi. Tanışıp biliştiğimiz ve paylaştığımız anlar için gururlandım. Gönlümüze dolanlardan kalemimize damlayan ve ancak bir bülbülün gözyaşı kadarı olan hissiyatımı sizinle paylaşmak istedim. Mevla’mızdan size, can sağlıyı lütfetmesi niyazlarındayım.
NEY ile NEYZEN
Denilir ki. Cenabı Allah kâinatı yaratmadan önce, bilinmek istedi ve sahip olduğu erişilmez sevgi kaynağından bir huzmeyi sonsuz uzay boşluğuna gösterdi ki. Buna nur dendi. Kâinat bu nurla yaratıldı.
İşte o andan itibaren yaratılan her zerre, sevginin bir parçası oldu.
Melekler ve ruhlar bu sevgi denizinin içinde doğdular, sevginin kaynağına yakındılar.
Ama aşkları yoktu çünkü ayrılık nedir, özlem nedir, kavuşmak nedir bilmiyorlardı. Aşkı tanımalıydılar, yaşamalıydılar. Ve asıl kaynağa ulaşma, sevgide bir olma tutkusuna aşk dendi. Aşk ayrılık acısı ve kavuşma özlemiydi. Bu yükü bu zorluğu ve sonundaki büyük mükâfatı ancak yaratılmışların en şereflisi ve mükemmeli olan İNSAN üslenebilirdi. Âdem ile Havva; İşte bu büyük görev için yeryüzüne indirildi. Ayrılık açısı, özlem, tutku, gözyaşı, naz, niyaz, sabır, meşakkat, acı, eksiklik, acizlik, çaresizlik, elem, hâsılı aşkın kanununu yaşayacak öğrenecek ve kavuşacak. O zaman aşkı, yaratanı, idrak edecek. VUSLATI Hak edecek
Onlar ve nesli bu yolda çok çile çektiler, içlerinden birçok âşıklar yetişti, onların aşk feryatları sanat oldu şiir oldu kaside, roman, edebiyat, resim, yazı oldu Ses oldu saz oldu NEY oldu.
Âdemoğlu aşk yolunun kaderini, kederini, feryadını, özlemini ney’de buldu.
Ney, kökleri berrak sularda başı sonsuz maviliklere doğru uzanan kamışların cennetinden, birlikten, beraberlikten kesilerek ayrılmış bir kamış, tek başına çaresiz; ilk acı, ayrılık acısı, ardından, başından ayağından kesilmiş, o selvi boyu gitmiş dokuz boğumu kalmış. O’da yetmemiş, gübreye yatırılmış. Gübrede hücrelerinin suyu kaçsın, lifleri sıkılaşsın incelsin, küçük hava kanalları tıkanıp ses kaçırmasın, sırrı sertleşsin, nem almasın. Nefsi kırılsın benliği gitsin, dik başlı olmasın, temiz havanın suyun kıymetini, yokluğunu bilsin. Olduğu hale şükretsin, beterinden korksun,
Gübrede günlerce kalmış, başına gelene sessizce katlanmış, bundan beteri olmaz derken. Kızgın şişle bağrını dağlamışlar feryadını duyan olmamış. Bir defa da değil bütün iç bölmeleri yakılmış, boydan boya altı, birde, sırtından, yedi yerinden şişle delinmiş. Yinede feryadını duyan olmamış. Ama badem yağı sürülünce acıları dinmiş. Gönlü ferahlamış, dokunsalar ses verecekmiş gibi. Hissetmiş.
Nihayet başına; mezar taşı sikke misali beşpare konulunca idrak etmiş, kamış olarak sırlandığını.
Sadrına Edebi yani dini mukim etmiş, SADRETTİN Olmuş bir neyzenin, küçük busesi ve HAYY’ dan gelen HU Nefesi ile can bulmuş , NEY olarak yeniden doğmuş.
O küçük buse ile gelen ve ateşle dağlanışındaki hüzne benzer, bir nefesle dile getirmiş aşk özlemini. O gün bu gün ney ve neyzen bir can olmuş, ayrılığı onun hüznünü sevgi ve aşkın o muazzam derinliğini en naif en dokunaklı en hassas yerlere değecek şekilde anlatıp duruyorlar. Âdemoğlunun âşıkları ve neyzenler Ney’le söyleşti, nefesleşti, dudak dudağa dertleşip gönüllerinin nefesini paylaştı ve ikisi aşkın sesi oldular. Bişnev in ney Emri ile âşıkların yüreğine, gönüllerine sema ve sefa, canlarına şifa ve ruhlarına gıda verdiler. Aşklarını, özlemlerini artırdılar, vuslatın manasını idrak ettirdiler.

Diş Hekimi Kemal Elitemiz –Ramazan–2007– Konya