Category:

Kündekarlık

KÜNDEKARİ

http://www.kemalelitemiz.com/kundekari.html

KÜNDEKARLIK VE MEVLÜT ÇİLLER USTA

1942 yılında Konya’da doğmuş Mevlüt ÇİLLER Usta.. İlkokulu Merkez Yaylapınar Köyü’nde okumuş. İlköğretimimden sonra marangozluk mesleğine Çolak Ali lakaplı Ali Adıbelli Usta’nın yanında çırak olarak başlamış. Çolak Ali Usta’nın yanında altı yıl süren çıraklığı ve kalfalığı sırasında ustasının “Eşek ölür yük semeri, zengin ölür para kemeri, sanatkâr ölür eseri kalır” sözünü kendisine düstur edindiğini söylüyor. Alaaddin Camii minberindeki ve Sahip Ata Camii arkası açık kündekari kapısındaki işçilikler her zaman dikkatini çekmiş. Bu yıllarda zamanın Müze Müdürü Mehmet Önder Bey’in, Ali Usta’nın atölyesine onarılmak için getirdiği kündekari parçanın zıvana ve deliklerini açarak incelemesi sırasında kündekari tekniğine merak salmış. Konu ile ilgili yayınları ve resimleri inceleyerek kündekari tekniği hakkında bilgi sahibi olmaya çalışmış. 1982’li yıllara kadar hep marangozluk yapmış. Çiller Usta Kündekari konusundaki ilk uygulamalarına 1982–1983 yılları arasında Cihanbeyli Kütükuşağı Köyü Camii’ne kapı, minber ve vaiz kürsüsü yaparak başladığını söylüyor. Kütükuşağı Camii’ne yaptığı işlerin Konya Ticaret Odası’nda sergilenmesi sırasında zamanın devlet büyüklerinin ilgi ve desteğini de almış. O sırada gündemde olan Mescid-i Aksa’nın yanan minberinin yeniden yapılması projesi dâhilinde akademisyenlerden oluşan Türk heyeti ile Suriye’ye gönderilmiş. Bu sayede Suriye’deki örnekleri de inceleme fırsatı buldum. Ürdün Al Balqa Üniversitesi’nde; Mescid-i Aksa’nın minberinin yapılması projesinde teknik kontrolör olarak çalıştı.

Kündekari sanatı nedir?

— Kündekari; Osmanlıca Lügati’nde, tutma, kavrama, yakalama anlamına gelir. Geometrik desenlerin delik ve zıvana ile çatma sisteminde örülen iskelete tablalarının kiniş sistemi ile geçirilmesi suretiyle tutkalsız çivisiz olarak yapılan ahşap sanatıdır.

— Bizlere projelerinizden ve bu projelerde tercih ettiğiniz ahşap malzemelerden bahseder misiniz?

— Genel olarak yaptığımız projeleri, kündekari tekniği ile yapılan camiler için kapı, minber, mihrap, vaiz kürsüsü, mahfil korkuluğu olarak sayabiliriz. Sivil mimari grubunu ise villa, dinlenme yerleri, bürolar için kapı, camlı kapı, oturma grubu, divan, kanepe, balkon korkuluğu, ara bölme şebekesi, pencere ve pencere kepenkleri, dikme ve Bursa kemerleri yapılması işlerini kapsayan komple masif imalat işini yaptığımız projeler olarak sıralayabiliriz. Bunun yanı sıra tarihi eser onarımı projesi olarak ahşap tavan onarımı ve yeni tavan yapılması gibi işlerimiz de oldu. Sanat ve işçilik değeri yüksek birkaç çeşit rahle de yaptık. Yaptığımız projeler öyle kısa zamanlı çalışmalar değil, ön görüşme ve sipariş süresi bazen bir yıla kadar uzamakta, imalatları da altı ay ile iki yıl arasında değişmektedir. Projelerimizde ağırlıklı olarak birinci sınıf meşe kullanıyoruz. Renk ahengi sağlamak amacıyla tabla ağacı malzemesi olarak, şimşir, armut, kayısı gibi lifli ve oymaya da elverişli olan ağaç türlerini seçiyoruz.

— Mimarimizin mirasları arasında özellikle 13.yy. günümüze ulaşan ahşap camilerde kündekari kapıları, ağaç oymaları, çinileri ve sedefli çalışmaları birlikte görüyoruz. Siz bir kündekar olarak çalışmalarınızda farklı alanlardaki sanatkârları ile ortak projeler de üretiyor musunuz?

— Hiç şüphesiz ki büyük eserler bir ekip çalışması olmadan ortaya çıkmıyor. Benim çalışma konum kündekari tekniği ile ağaca şekil vererek estetik, göze hitap eden, yapım tekniği itibariyle dayanıklı, geometrik desenli, geometrik desenlerindeki tabla sayısı ile belli anlamlar çıkarılabilen, örneğin; 99 tablalı Allah’ın isimlerini çağrıştıran eserler ortaya koymak. Kündekari tekniği ile yapılan bir eser başlı başına bir değer olması yanında, şayet arzu edilirse ahşap üzerine oyma, kakma teknikleri ile yapılan süsleme sanatları da uygulanıyor. Bu cihetle oyma işlemlerinin yapılması için ağaç oyma ustaları ile sedef, bağa, fildişi veya farklı renkte ve desende ağaç kullanarak kakma işlemleri yapan ustalar ile ortak çalışıyoruz.

– Kündekari uygulamalarınızda karşılaştığınız sorunlardan bahseder misiniz?

— Kaliteli ve kuru ağaç temini, çalışacak eleman ve işlerin uzun süreli el emeği ürünü olması dolayısıyla bu süre zarfında finans temini gibi konularda zorluklar yaşıyoruz. Esas bir konuya değinmek istiyorum. Bildiğim kadarı ile güzel sanatlar ile uğraşan sanatçılar vergiden muaf. Bilemiyorum mimarimizde oldukça köklü bir geçmişi olan kündekari sanatını desteklemek amacıyla, kündekari sanatı da bir güzel sanat dalı olarak kabul edilip, vergiden muaf tutulabilir mi?

—Sizce, ahşap ustalarının bilgi ve becerilerinin gelecek nesillere aktarılması için neler yapılabilir?

—Her sanat dalı için geçerli olmak üzere, ahşap ustası dendiğinde de usta ve çırak ilişkisi akla gelmektedir. Usta ustalığını bilip, insan sevgisi ve meslek ahlakı ile kalfasına örnek olduğu, kalfa da kalfalığını bilip, insana saygı, mesleğine sevgi duyarak dürüst çalıştığı sürece bilgi ve beceri aktarma zincirinin devam edeceğine inanıyorum. Bir insan sevmediği birine bilgi ve beceri aktarır mı? O halde kalfa, ustasına sevgi, saygıda kusur etmemelidir. El mahareti, uygulama, bilgi ve tecrübe gerektiren sanatların yazılı ve görsel medya ile öğretilmesi, uygulama yapmadan mümkün olamamaktadır. Bir de ahşap deyince; ağacı tanımak, ağacın işlenmesini, ağacın makine ve aletlere vereceği tepkiyi, hangi işte hangi ağacı kullanacağını bilmek gerekmektedir. Bugüne kadar yanımda çalışan, maharetli, duygulu, ince fikirli kalfalarım oldu. Halen irtibatlı olan bir kalfam bağımsız olarak kündekari işini yapmaktadır. Ancak diğer kalfalarım bu işi maddi imkânsızlıklar ve ekip çalışmasını gerçekleştiremediklerinden dolayı yapamamaktadır. Son senelerde üniversitelerimizden öğrenciler atölyemize gelerek kündekari konusunda bilgi toplamaya çalışmaktadır. Üniversitelerimizde kündekari konusunun derslerde okutulduğunu memnuniyetle duyuyoruz. Üniversite ve ahşap ustaları işbirliğinin bütün alanlarda olduğu gibi bizim ahşap sanatlarında da uygulamalı olarak gerçekleştirilmesi halinde çok daha iyi sonuçlara varılacağına inanıyorum. Hatta bir öğrencim de olmuştur. İngiltere vatandaşı, Türk asıllı bir İngiliz üniversite öğrencisi benim atölyeme düzenli olarak 3–4 ay devam etti. Yaptığımız işleri öğrenmeye çalıştı. Yüksek lisans tezi hazırladı ve küçük bir örnek parça yapmaya çalıştı. Sonuçta İngiliz Üniversitesi beni bir haftalığına İngiltere’ye davet etti. Orada açılan uygulamalı el sanatları sergisine katıldım. Slayt ve çizimlerle desteklenmiş bir seminer verdim. Ama gerek bizim öğretim sistemimizin yapısı gerekse öğrencilerdeki şahsi ilgisizlik, emek çekmeden hazıra kaçma eğilimleri neticesinde atölyemde bizim istediğimiz şartlarda çalışmaya gönüllü bir Türk öğrencimiz olmamıştır. Çalışma hayatımız boyunca zaman zaman devlet büyüklerimizden ve üniversite hocalarımızdan kündekari sanatını ihya ettiğimiz için çeşitli takdir ve iltifatlar aldık. Atasözlerimizden “Marifet iltifata tabidir, müşterisiz mal zayidir.” deyişinden hareketle, sanatın yaygınlaşması dolayısıyla sanatçının yaşaması için sanata ilgi olmalıdır, diye düşünüyorum. Bu konuda görüşlerimizi aktarmak üzere, bu fırsatı vermenizin de sanatın gelecek nesillere aktarılması zincirinde bir halka olduğuna inanıyorum ve teşekkür ediyorum.

Ali Bekir GÜLTEKİN 12- ŞUBAT–2006

MEVLÜT ÇİLLER USTA’NIN ESERLERİ

1- Meram Tavus baba Camii Minberi ve Vaiz Kürsüsü. 1969.

2- Cihanbeyli – Yenice oba – Kütük bağı Köyü Camii Kapı, Minber ve Kürsüsü. 1982–1983.

3- Konya Ulu ırmak Altı yol Camii Kapısı. 1984.

4- Ankara Kocatepe Camii Ana Ünite Kapıları. 1985–1987.

5- Burdur Çelikbağı Konagı Tavan ve Tavan Göbeği Tamiratı. 1987.

6- Urfa Mevlüt Halil Camii Kapıları. 1987-1988.

7- Aksaray Kurgunlu Camii Kapıları. 1988.

8- Haymana Güzel bağlar Köyü Camii Kapısı. 1987.

9- Konya Belediye Sarayı Camii Kapısı. 1988.

10- Karaman Burhan Köyü Camii Kapısı. 1988.

11- Konya Organize Sanayi Camii Kapısı. 1988.

12- Koçhisar Sanayi Camii Kapısı. 1987–1988.

13- Çanakkale-Biga-Hacı pehlivan Köyü Camii Kapısı. 1988–1989.

14- Konya Vali Konağı Tavanları. 1989.

15- Konya Pisili Camii Kapısı. 1990.

16- Ankara Dikmen Rıfat Börekçi Camii Kapı, Minber ve Mahfil Korkulukları.1989–1990.

17- İzmit IGSAŞ Gübre Sanayi Camii Kapı, Minber, Vaiz Kürsüsü, Mihrap ve Mahfil Korkulukları.1990–1991.

18- Bursa-Orhangazi Gazi Orhan bey Camii Kapıları. 1991–1992.

19- Ankara Eryaman Toplu Konut Camii Kapıları. 1991–1993.

20- Konya TEK Muradiye Camii Kapısı. 1993.

21- İstanbul Mustafa Birim Villası Kapı, Kanepe, Divan Korkuluk ve Alınlıkları. 1994.

22- İstanbul Selçuk BERKSOY Villası Kapı, Divan, Balkon Korkulukları,ara Bölme Şebekesi ve Bursa Kemerleri.1994.

23- Japonya-Tokyo Dr. UMEZU Sanat Galerisi Kapıları, Divan ve Tek Kişilik Koltuk.1994–1995.

24- İstanbul ÇamlIca Alvarlİ Efe Hazretleri Camii KapI, Vaiz Kürsüsü ve Mahfil Korkuluklar_. 1994–1995.

25- Bursa Şeyh Edebali Camii Kapıları.

26- İstanbul Küçük Çamlıca Sosyal Tesisleri Kündekari kapı, pencere ve pencere kepenkleri, dikme ve bursa kemerleri. 1997–1998

27- Japonya Tokyo Türk Camii Kündekari ve Camlı Kapıları, Pencere ve Pencere Kepenkleri. 1998–1999

28- Rusya Ekaternburg Camii Kündekari Taç Kapısıs ve Mahfil Korkuluğu. 2000–2001

29- Almanya Berlin Camii Kündekari Taç Kapısı, Zemin Kat Kapısı, Pencere Kepenkleri. 2001–2002

30- Ankara Subay Evleri Camii Taç Kapısı. 2001–2002

31- Mescid-i Aksa’nın minberinin yapılmasında teknik kontrolörlük…

KÜNDEKAR:

Kündekari sanaatını yapan kişiye verilen ad.

KÜNDEKARİ:

Anadolu’da Selçuklu döneminde gelişmiş, kendine özgü bir şekil almıştır. Selçuklu, dönemi ağaç eserleri daha çok mihrap, cami kapısı, dolap kapakları gibi mimari elamanlar olup gerçekten çok üstün işçilik göstermektedir.
Osmanlı dönemi ahşap işçiliğinde sadelik hâkim olmuş, çeşitli teknikler daha çok cami kapısı, minber, vaaz kürsüsü, dolap kapakları, pencere kapakları ve bunlara benzer birçok mimari unsurlarda uygulanmıştır.

Kündekarinin hazırlanış teknikleri:

Yıldız (Gökyüzü yıldızları ve sonsuzluğu ifade eder), sekizgen, ongen, baklava, klasik parke ve birçok geometri desenleriyle uygulanmıştır.

Kürsü ve minber tablaları yahut önemli kapı, pencere, dolap kapaklan… Gibi elemanların yapımında kullanılan, küçük ahşap tablalar ve profilli çıtaların -geometrik bir bezeme oluşturacak şekilde- geçmeli olarak birbirine birleştirilmesi tekniği; bu teknikle üretilen yapı elemanı. Tablaların lifleri birbirine ters olarak yerleştirildiği ve biri ötekinin nem ve sıcaklıktan dolayı çalışmasına engel olduğu için, kündekâri tekniğindeki kanatlar düzlüklerini yüzyıllarca korur ve hiç çarpılmazlar.

Hazırlanan suyu düzgün küçük ağaç parçalarının, önceleri bu iş için ağızları kordon bıçağı şekli verilmiş rendelerle (el planyası) ile kordon profilleri çekilmiş ağaçların, ince ve hassas bir şekilde işlenerek geçme (zıvana) tekniği ile geometrik bir bezeme oluşturacak şekilde birçok parçanın ana kirişlere bağlanması sonucu bir araya getirilmektedir.

Aralarına farklı tür ve renklerde küçük ahşap tablalar konarak bazı örneklerde oyma işçiliği, sedef, bağa, fildişi kakma (gömme) işçiliği uygulanıp, çivi ve tutkal kullanılmadan seren ve kayıtların zıvanalara geçirilip sıkıştırılmasıyla toplanır.

Kundekarinin en önemli özelliği değişen mevsim şartlarında ısı ve nem oranının değişmesinden etkilenerek ağacın çalışmamasını sağlamak.

KULLANILAN MALZEMELER:

İç mekân:
Ceviz, şimşir, armut, kiraz, şapelli (maun) gibi ağaçlar kullanılıp, bezemelerde abanoz, tik, yılan ağacı, wenğe, peleseng, sapelli (maun), altın varak, bağa (kaplumbağa dış kabuğu, deniz kaplumbağası), gümüş, fildişi, sedef, yakut ve zümrüt gibi değerli malzemeler kullanılır.
Dış mekân:
Meşe, sapelli (maun), ireko, tik, dişbudak gibi sert hava şartlarına dayanıklı ağaçlar kullanılır.

MUKARNAS : Kademeli olarak taşmalar yapacak biçimde, aşırtmalı olarak yan yana ve üst üste gelen, üç boyutlu görünüm veren bir geçiş ve dolgu öğesi. Petek biçimi bir görüntü ile yarım kubbelerin içini dolgulayan İslam sanatı öğesi. (Sarkıtlı olanlarına istalaktit denilir). (Yakut Türkçesinde çıkıntı, burun) düşey bir yüzeyden, üzerinde bulunan daha taşkın bir yüzeye geçmek ve ona bindirmelik görevi yapmak için taş veya tuğladan küçük prizmalar şeklinde, birbiri üzerine oturan bindirmeliklere verilen ad, istelaktit. Sinan çağında bunlara tekil olarak mukarnas, çoğul olarak da mukarnesat denirdi. Mukarnasın çeşitli bölümlerine asaba, pah, badem, peş, kanat, yırtmaç, diş, püskül gibi adlar verilmiştir.